Yazılarım
BİR BÜYÜK DÜŞÜM VAR!
04.12.2016

Düş kurmak yaşamı zenginleştirir…

Sadece yazarlık uğraşımı sürdürmeye karar vermek..  Bir başına mı? Kuşkusuz, yazar dediğin yalnız yazar. Bilgisayarın klavyesindeki kalem parmaklarımı dansa davet ettiğinde sözcüklerle sonsuz bir yolculuk da başlar. Kalem ve not defterlerim olmadan olur mu? Her konunun, her kadının, her şehrin, her ülkenin bir defteri vardır. Her defterin gizi kendi içinde saklıdır. Kimin de kapak, kimin de bir söz kiminde de bir işaret defteri gizemli kılar.

Bir düşüm var hem kolay hem de zor.

Düşler kolay kurulur. Düşten kolay ne var ki? Düşlerin yaşamı sonsuzdur; kur kurabildiğin kadar denir. Oysa düş kurmak da düşleri gerçekleştirmek de çok zordur. Büyük düşler büyük düşüncelerin eseridir. Bu benim küçük, masum düşüm gerçekleşirse büyük bir düş olur.

Dört odası, üç balkonu olan bir evim var. Topu topu 160 metrekare diyorlar. Benim büyüdüğüm eve göre kocaman bir saray. İşte o evde yazma merakı olan gençlerle buluşmak istiyorum.

Nasıl mı?

Günün beş çayı öncesi buluşmak, konuşmak, yazılanlara göz atmak, yaratıcı yazmayı tartışmak, yorulduğumuzda da bir beş çayıyla enerji tazeleme molası vermek…

Bozkırın ortasına kurulan Ankara’da hem de sevdalısı olduğum şehirde yazarlar evi yoktur. Yazı atölyelerinden çokça söz edilmez. Yazarlarla buluşmak eskiden yayınevlerinde gerçekleşirdi. Zafer Çarşısı'nda Adalet Ağaoğlu, Remzi İnanç, Mustafa Ekmekçi’nin söyleşilerine bir kitap alımı tanıklık ettim. Şimdilerde nerede, nasıl yapılıyor? Açıkçası bildiğim fuarlarda imza günlerinde, söyleşilerde, konferans ve imzalardan ibaret oluyor. Buluşmalar, söyleşiler imza günlerinde yaşam buluyor. Çoğu da ayaküstü söyleşidir.

Oysa insanlar sanatçılarla buluşmak, tanışmak ister. Bir ressam atölyesine doyamam, bir yazarın yazın mutfağı beni çok çeker. Dünyanın gidebildiğim her yerinde kaç yazar evi gezdim. Kaç dergide yazar evlerinin tanıtımlarını okudum, seyreyledim. Yazar evlerini tanıtan kaç mecmua satın aldım. Her yazarın evi biraz kendini anlatır. Kadın mı? Erkek mi? Odadaki objelerden, eşyalardan, koltuğa atılan şaldan, sehpaya bırakılan pipodan anlarsınız.  

Bu site sakininiz yazar kaçıncı blokta oturuyor?

Sitedeki dördüncü blok, üst katta oturuyor. Bir dakika o kadın yazar mı?

Evet, evinde bize yazarlık öğretiyor.

Kaç lira ders ücreti?

Parasız?

Parasız ders mi olur?

Neden olmasın?

Bir çay, bir pasta eşliğinde saatlerce yazma dersleri veriyor. Yazdıklarımızı okuyor. Bir kitap üzerinde bir gün tüketiyoruz. Hikâyelerimizi paylaşıyoruz. Yazar olmak isteyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Hoşçakal deyip site görevlisinden uzaklaşıyor. Ardından biri, “Taylan Bekle!” diye sesleniyor. Dönüp baktığında Asmin’in güleç bir yüzle kendisine doğru hızlı adımlarla yetişmeye çalıştığını görüyor. Duruyor. Birlikte yazarın evine yürümeye başlıyorlar. İkisinin de yüzünde öğrenme susuzluğunun merakı, erinci, sevinci var…

 

Yaşar Seyman

yasarseyman@gmail.com

Paylaş