Yazılarım
BİR DÜŞÜN ARDINA DÜŞMEK!
02.02.2014

Her şey bir düşün yaratısı bir küçük adımla başlamaz mı?

Öyle oldu…

'Bir adam, bir yolculuğa çıktı. Bir fikrin peşinde. Bir öykünün, bir düşün, belki de bir deliliğin... Yedi yıl yürüyecek. Üç kıta aşacak. 33 bin kilometre kat edecek.' "Ve tüm bunları ancak bir sırt çantasını dolduracak kadar fikir, laf kalabalığı, bilimsel ve yazınsal fikir uğruna" yapacak. Kendisiyle, yolculuğunun sadece kısa bir etabında yol alan rehberi bile katıla katıla gülüyor ona. Kızgın güneşin altında ter içinde yürürken kendisine rastlayıp, nereye gittiğini soranlar, aklını mı kaçırdın diye tepki gösteriyor. Onu kimse anlamıyor. Ama o yürüyor. Daha yıllarca yürüyecek. Atalarımız yaptı madem. başardı da üstelik. O zaman o da başaracak.' 

“Cennetten Çıkış” ismini verdiği ilk yazıyla yolculuğa ilk imzayı atıyor.

"Yürümek ileri doğru düşmektir."

Paul Salopek

O, Pulitzer Ödüllü bir gazeteci.*

 …

Bir dergide bu haberi okuyunca evimizin kadını, “Bu dergileri artık atsak; yine çokça birikti.  Evin her tarafı kitap ve dergi. Gülerek; bu evi taşıyanlar bile, ‘Bu kadın, bu kadar kitabı okudu mu?’ diye sordular” dedi.

Çalışma masamın sağında solunda biriken dergilere bakınca bu sözleri anımsadım. O dergiler nasıl büyük koşuşturmalar, emeklerle hazırlanıyor. Dergide çalışan birinin yerine kendimi koyup empati yaptım. Empatiyi yeterli bulmayıp, prestijli iki dergide çalışan, editörlük yapan dostum Serra’ya sordum.

Serra, duygu ve düşüncelerini önce anlattı sonra da bir elektronik postayla yolladı:

 

BİR DÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRMEK

Serra Akar’ın kaleminden dökülenler…

“InstyleHome’un beş yıldır konular editörüyüm. İlk dergicilik maceram  95’te moda dergisi Vizyon’la başladı. Aynı zamanda yılda dört kez çıkan Vizyon Dekorasyon’da muhabirlik de yaptım. Ondan önce Akmerkez Beymen’de bir yıl satış danışmanı olarak çalışmıştım. Oradaki tecrübelerim bana dergicilik yaşamımda deli cesareti verdi ve önüme güzel bir yol açtı. Özellikle moda ve stil sayfalarını hazırlarken o kadar yararını gördüm ki yüce kombinleme öğretilerinin. Vizyon’a muhabir olarak başladım şimdi editörüm InstyleHome’da. Moda çekiminden sanatçılarla röportajlara, yemek, ev çekimlerine hatta burçları yazmaya kadar derginin her bölümünde bilfiil yıllarca severek çalıştım. 2006’da Amerikan orijinli Instyle dergisine konular editörü olarak başladım. Aslında orada stil editörü olmaktı bütün düşüm. Kader çarkım beni yazı ağırlıklı konular editörlüğüne götürdü. Aylık haberlerin olduğu “Şimdi Bunlar Moda”, her ay bulmam gereken sosyal sorumluluk projesi olan sanatçıların “Yardımsever Ünlüler” sayfası, moda çekimlerinin yazılarını ev ve dekorasyon bölümlerini hazırladım. Aslında Instyle’da bir nevi acil doktoru gibiydim. Önüme ne gelirse koşarım. Zaman geçtikçe bir branşım olmasına karar verdim ve ev yazıları yazmayı daha çok sevdiğimi fark ettim. Derginin yeni kurulan InstyleHome ekibine katılma kararı aldım. Başta genel yayın direktörüm bu işe sıcak bakmadı. Benim Instyle’a daha lazım biri olduğumu söyledi. Ama maraba ruhumun dikine gitmeye karar verdim. Hiç de pişman değilim şimdi. Belki yurtdışı seyahatlerim daha azaldı ama tanımadığım insanların evlerine yaptığım daha eğlenceli seyahatler başladı bunun yerine. Ayrıca yeni dergideki sorumluluğum daha büyük gözüküyordu. Çünkü işe her ay derginin kapaktaki ünlü ev çekimine karar vermek, ayrıca içine üç dört zevkli ev bulup onların yazılarını hazırlamak girdi. Instyle’a bir evi ar zor bulurken iş çarpı beş ev oldu birden. Bu bünyeme ayrı bir adrenalin katmadı değil. Hem düzgün duruşu ile gündemde işi gücü olan hem evi çekilecek kıvamda birilerini bulmak zorundaydım her ay dergiye…Bu evlere tek başıma karar vermiyorum tabii ki. Aylık toplantılarımızda düşündüğüm isimleri ekip arkadaşlarımla paylaşarak onların da bana önerdiği isimleri göz önüne alarak çalışmaya başlıyorum. Ünlülerle ev çekimi bazen zor ve stresli olabiliyor. Setlerinden ötürü gün almak ayrı bir dert! Ya da evlerinde daima beklenen eksik bir mobilya oluyor bir türlü gelemeyen. Evleri öncesinde stil editörümle gidip görüyorum.

Kapak ünlüsü için saç-makyaj, fotoğrafçı ayarlamak işimdir. Genelde bildiğim ekiple çalışırım bu konuda risk almayı manasız bulurum. Tecrübe ile sabitlendi çünkü! Derginin kapak çekimlerinin videosu da o gün çekilir. Sonra yazı faslım başlar. Ayın 16’sından önce tüm yazılarımı teslim ederim. Kapak için ABD’den onay almak şart! 65 kapakta iki kez başımıza geldi neyse ki. O da başlarda.

İşimi seviyorum çünkü insanların özel alanlarında onların yaşamlarına ve öykülerine dokunarak dört saatlik bilinmez bir yolculuğa çıkarım. Bazen de yorucu olabilir bu durum evlerin ve insanların yaydığı enerjiye bağlı olarak. Yazdığım her yazıyı mutlaka ev sahibine yollarım veya mimarına. Bu huyumu dergidekiler işleri geciktirdiği için  pek sevmez ve sinir olur. Evlerini bana güvenerek açan insanların mutlu olması ve bir sürprizle karşılaşmaması benim için önemlidir. Bazen sözle söylediği şeyi yazıda okurken hoşnut olmayanlar öğretti. Hemen ‘atın o kısmı’ derim o zaman. Ama genelde yazılarımı fazla değiştirmediklerini söyleyebilirim. İşten dolayı harika insanlar tanıyorum, bazen hızını alamayanlar -off the record- itiraflar bile yapıyor tüm içtenlikleri ile. Aslında herkesin onu dinleyen birine ihtiyacı var galiba. İnsanları dinlemek ve dediklerini doğru aktarmak ekmeğimin mayası. Maddi olarak kazançlı bir iş değil belki. Ama maneviyatı! İşte o kısmı da asla parayla ölçülmez. Ben okul yıllarım boyunca dönem ödevi yapmaktan çok sıkılırdım, şimdi her ay bir değil beş bazen altı dönem ödevim oluyor. Çünkü dergide insanlı konular da hazırlıyorum.  İnsanlar ve göz alıcı kütüphaneleri, şömineleri, antreleri, bahçeleri… Her şeyi bir şekilde dekorasyona bağlamam ve okuyucuya ilham veren içi dolu fikirler sunmam şart. B planı her zaman olmalı hatta C de olsa tadından doyulmaz. Derginin son çekim günü kapak çekimini iptal edenleri bilirim. Bazen bir saat içinde yeni bir kapak ismi bulup onu da hemen ertesi güne ikna etmek gerekebiliyor. Bu işte yazı yazmaktan daha önemli olan karşı tarafa geçirilen samimiyet ve güven duygusu. İkna gücü, sabır ve kesinlikle sönmüş ego da şart üstü şart! Her ay çok şey öğreniyorum. Dergicilik kendini yenilemeyi seven, insanı daima genç tutan her kadına önereceğim bir iş aslında. Benim gibi yeni insanlar ve yerler keşfetmeyi sevenler hemen durmasın başlasın. İnsan, yaşamına tıpkı filmlerde ve dizilerde olduğu gibi güzel ayna tutan yaşantılara tanık oluyor. Bazen kaybolmuş yaşamların arasında kendini bulduğun bazen de kendinde kaybolduğunu düşündüğün değerlerin aslında ne de sağlam yerde durduğunun sağlamasını yaptığın bir iş editörlük, dergicilik, gazetecilik. Ne mutlu bana ve bu işi gönülden severek yapanlara…”

Kimi düş kurar ardına düşer, kimi gerçekleştirmek için bir yaşam adar kimi de kurduğu düşe güler ya da düşünden bile korkup kaçar. Selam olsun düşünü gerçekleştirenlere!

YAŞAR SEYMAN

yasarseyman@gmail.com


*Natıonal Geographıc Türkiye/ Aralık 2013

Paylaş
  • bumcombe