Yazılarım
SEVMEK ÖZGÜRLÜKTÜR!
28.01.2015

Bu güzel ülkeyi şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy gezdim...

Gitmediğim çok az şehir, kasaba ve köy kaldı. Bu ülkenin dikenli tellerinde fışkıran bir kır çiçeği olduğum için yaralarımı güzel ülkemin türküleri sardı. Bir tek türkülere sığındım. Ezber bozan olaylar, yürekli çıkışlar, yürek kıpırdatan sözler, iz bırakan tümceler biriktirdim. Güzel insan yüzlerinde molalar verdim.

Bir Akdeniz şehrinde güne heyecanlı ve coşkulu doğdum. Güzel bir kahvaltı sonrası evden çıktık. Heyecanla konuşmanın yapılacağı salona yürüdük. Akdeniz meltemleri saçlarımı savurdu. Ne mevsim aklımda, ne yıl,  ne de gün.. Günce defterime de bakmak istemiyorum. İnanın, güneşli güzel bir gündü.

Güneşli bir tatil gününde salonun dolu olması sevindirdi. Panelin tek kadın konuşmacısıyım. Toplantıyı açan, paneli sunan coşkulu güzel bir kadının ısrarı ile koştum. Yoksa artık panellere katılıp, konuşmacıların birbirine çalımından, havasından, konunun yeterince sunulmamasından sıkılmıştım. Sunucu güzel kadının, gözümün önüne gelen burçak yeşili gözlerine, sıcacık sesine hayır diyemedim.

Konuşmamı tamamladım. Güzel bir alkış sesleri arasında gelen kutlamalar ve panelde konuşurken; sağımda oturan beyaz gömlekli bir genç kutlarken; “En sert konular gülüşünüzde eriyor.” demez mi? Yüreğime akan bu tümce için deniz gözlü gence teşekkür ettim. Bir kahve molasında o etkileyici, iz bırakan tümceyi günce defterime yazdım.

Toplumsal mücadele içinde olunca bazı insanlarla dönemeçlerde, sokaklarda, kavşaklarda, bulvarlarda, otobanlarda yolunuz kesişiyor.. Öyle oldu bu kez sosyal medyanın bilgi nehirlerinden akarken; karşılaştım ve güzel bir sürprizi hak eden bu yürekli insana yıllar önce söylediği sözünü anımsattım.

Gelen yanıtta öğrendim ki, adını bir kadından alan, buram buram Anadolu kokan bir kasabada doğmuş. Akdeniz rüzgarları saçlarını savurmuş, güneşi tenini kavurmuş, bir başarı öyküsü yazarak kasabadan şehre yol alıp, denizinden kulaçlar atmış. Kadın haklarına duyarlı büyümüş. Toplumsal mücadelede kadını önemsemiş. O panele sadece uğramak için gelmesine karşın, tek kadın konuşmacıyı dinlemeden kalkmamış.

Güneşli bir Ocak günü yazar Mehmet Eroğlu’nu dinliyorum. Yayıncılar Birliği’nin Ankara’daki çalıştayında güzel bir sunum konuşması yapıyor. Hem yazıp, hem güzel konuşmak ender rastlanan bir durum… Soluklanmadan konuşmasını dinliyorum. Öyle güzel iletiler veriyor ki, hepsinin izi kalacak gibi.. İzi kalanlardan bazı tümceleri sizinle paylaşmak istiyorum:

"Annem böyle deyince çok kızıyor ama ben yine de söylemekten asla vazgeçmiyorum. Yazar anasından değil kaleminin ucundan doğar. Bizim ülkemizde bir de cezaevlerinde doğuyor. Düşünmek en büyük eylemdir. Ne yazık ki Türkiye erkeksi ve maço bir ülkedir. Yine de özgürlük türküsü söylemekten hiç vazgeçmedim."

Düşünmek, gülmek ve sevmek büyük eylemdir!

Bakın Meksikalı yazar G. G. Marquez, "Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile.. Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin." diyor.

Gülmek bizim ülkemizde devrimci bir eylem oldu.

Sevmek büyük eylemdir...

Büyük usta Sait Faik’in sözüyle yazımı noktalamak istiyorum:

"Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey."


YAŞAR SEYMAN

yasarseyman@gmail.com
Paylaş
  • bumcombe