Yazılarım
İNADINA BARIŞ LİSA
01.01.1970
Sıcak bir Haziran… 
Ülke genel seçime koşuyor…
Her şehirde  birbiri ardına seçim mitinleri yapılıyor.
7 Haziran seçimleri özgürlüktür diye şarkılar söylüyoruz.
Seçimlere iki gün kala Diyarbakır mitinginde patlayan bombalar, dört insanın yaşamına son vermekle kalmıyor, ardından yüzlerce eksik, yaralı insan bırakıyor.

Karagözlü güzel Lisa Çalan’da bunlardan sadece biri...
Lisa o patlamada ayaklarını kaybediyor.
Ameliyat sonrası ilk sözü “bacaklarımı istiyorum!” oluyor.

Sinema yönetmeni Lisa Çalan’ın kuzeni Fatma Gündoğdu, ameliyatta çıkan Lisa’yla ilk konuşan olarak şunları söylüyor:

"Lisa ile çok kısa konuşmak zorundaydık. Tabii bacaklarının kesildiğinin farkında... Zaten patlama esnasında durumu farketmiş, bacağını eline almıştı. Bu yüzden psikolojik olarak kötü durumda. Sürekli ağlıyor. Hayatım bitti, ben eksiğim artık yürüyemeyeceğim dedi. Lisa yürümeyi, koşmayı çok seviyordu. Artık bunları yapamayacağı için kendini kötü hissediyor."

Başka kendini nasıl duyumsayabilir ki?
5  Haziran sonrası bombalar patlamaya, kurşun adresleri sormaya başlıyor.
Ansızın 90’lı yıllara dönüyoruz.
Onlarca ölü, yüzlerce eksik, yaralı, engelli hızla çoğalıyor...
Lisa Çalan’ın bacaklarını çalanlar, genç insanları yaşamdan koparanlar, kana doymuyor. Meğerse ne çok özlemişler şehit cenazelerin gelmesini, gençlerin ölmesini, yazmalı annelerin evlerine ateş düşmesini ne çok özlemişler?

Suruç’la başlayan ölümler sürüyor…
Her gün en az bir ölüm haberi ile uyanıyoruz…
Yazı kara kışa çevirenler bombalar patlatmayı sürdürüyor.
Oysa ülkemizin barışa gereksinimi var.
Barışı inşa etmek önce akıl sonra da yürek ister.
Sabır ister, uzlaşı kültürünü oya gibi işlemek gerekir.
Tarihin babası Heredot’un, 2500 yıl önce söylediği sözü: “Barışta, oğullar babalarını gömer savaşta babalar oğullarını" anlamını, yaşamsallığını hala koruyor. Babalar ve anneler oğullarını, kızlarını gömmeyi sürdürüyorlar.

Lisa Çalan bir sinema yönetmeni, onu bombalar eksik, yaralı bıraktı.
O ve onun gibi gelecek umutlarımızı eksik, yaralı bırakmamak, üretimlerini çoğaltmak, başarılarını alkışlamak için barış adına daha çok çalışmalar yapmalıyız. İktidarımızı korumak uğruna geleceğimiz olan gençlere kıymamalıyız.

Lisa Çalan inadına yaşamalı ve üretmelisin… 

Ahmed Arif’in dediği gibi "Gözlerinden, Gözlerinden öperim, Bir umudum sende, Anlıyor musun ?"

Bir başka şairin Yunanistanlı Yannis Ritsos’un şiiri ile yazımı noktalamak istiyorum:

"Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların 
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın. 
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir. 

Ve toprakta derin izler açan sabanların 
tek bir sözcüktür yazdıkları: 
Barış. 
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru 
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden 
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren. 
Bu tren barıştır işte. 

Kardeşler, barış içinde ancak 
derin derin soluk alır evren. 
Tüm evren, 
taşıyarak tüm düşlerini. 
Kardeşler, uzatın ellerinizi. 
Barış budur işte."

Yaşar Seyman
yasarseyman@gmail.com 

Paylaş
  • bumcombe