:: Yaşar Seyman :: - Yazılarım
Yazılarım
AYŞE’NİN YÜREĞİNE DÜŞEN ATEŞ
02.06.2016


Bazı fotoğraflar zihinlerde silinmez. Duyarlı yüreklere imza atar. Ondandır fotoğrafın dilinin gücü. Ondandır iz bırakması. Bir arkadaşla söyleşiyoruz ne yazayım soruma bir fotoğraf gönderiyor. İki yılı geçkin bir zamandır bilgisayarının ekranında olan bir kare ki ne kare, yüreğime işliyor. Sonra haberin linkini yolluyor. Haberi bir kez okuyor, fotoğrafa bin kez bakıyorum.

Arkadaşımın her gün bu fotoğrafla güne başlamasına mı yanayım yoksa bu fotoğrafın dilinin yüreğimi dağlamasına mı?

Ben en iyisi duyarlı bir yürekten gelen Ayşe Ataş’ın yüreğine düşen ateşi sizlere yazayım. Ayşe ve eşi mevsimlik işçi yine yollara çıkma mevsimleri gelen, geçirdikleri kazalarla bu dünyadan mevsimsiz göçen insanların öyküsüne mi uzanayım...

Üç Mayıs 2014 günü Urfa’dan yola çıkan mevsimlik işçilerin, Aksaray’da geçirdikleri trafik kazası sonucu iki kişi ölüyor, 19 kişi yaralanıyor. Ayşe kaza yerinde ölen eşinin ceset torbasına konan ölüsü başında hiç ayrılmadan saatlerce bekliyor. Bir türlü o ceset torbasından kopamıyor. Beklerken ceset torbasını iki de bir açıp eşinin yüzüne bakıyor. Ağıtlar yakıyor. Ceset torbasını tekrar açıyor ve bu durumu gören görevliler Ayşe’yi ambulansla hastaneye götürüyorlar.

Kaç mevsimlik işçi kazası ve linç girişimi olaylarını yazdığımı unuttum. Unutmadığım tek şey ekmek parası için, çocuklarını okutmak, yaşama tutunmak umuduyla her yıl yollara düşen ve ilkel koşullardaki yolculuk, taşıma nedeniyle gazete, televizyona konu olan ölüm haberleri. Bir de son yıllarda Doğu ve Güneydoğu’dan gelen mevsimlik işçilere büyüyen linç kültürü sonucu bitmek bilmeyen haksızlıklar, dayaklar, kovmalar.

Ayşe Ataş 39 yaşında eşini ansızın trafik kazasında kaybeden bir başına ortalarda kalan acılı, genç, güzel bir kadın. Hangi umutlarla yola çıktılar? Yol ve yaşam arkadaşıyla hangi düşleri kurdular? Kimleri ardından bıraktılar? Soruların yanıtı ölen eşinde,  nerede neler yaşadığını bilmediğimiz dul kadın Ayşe’de. Dul mu pul mu ne yazık ki o da bilinmiyor. Hani bizim güçlü devlet? Oysa Ayşe ve Ayşelerin birey olarak haklarını korumak yerine bireyin kendisini korumasını bekleyen güçsüz devlet?

Mevsimlik işçiler asgari ücretin altında çalışan, sosyal güvenceden yoksun, örgütsüz, yaşamlarını sıcak yuvalarından uzakta tüketen tarım işçilerinin acısı büyük yükü ağır emekçileridir.

Yine mevsimlik işçiler yola çıkacak. Kim bilir belki de yangın yerine dönen ülkemizde yola çıkmaya korkacaklar. Yine uyudukları çadırları bir gece yarısı basılacak.  Yine öfke nöbetine tutulan insanların hakaretlerine uğrayacaklar. Yine yorgunluk sonucu kurdukları sofralar başlarına yıkılıp,  lokmaları boğazlarına dizilecek. Emek sömüren taşeronlar onları ucuz taşımak için otobüslere, kamyonlara dolduracaklar. Yine kazalar, yine ölümler yine yürekleri yaralı Ayşeler kalacak.

Bu da güçlü devlet, ileri demokrasi, gelişen Türkiye olacak.

Ayşeleri güldürmeyenler güler mi?

Ayşelerin umutları ne zaman çiçek açacak?


Yaşar Seyman

yasarseyman@gmail.com
Paylaş
  • bumcombe