Yazılarım
AHMED ARİF'LE ANKARA'YI DOLAŞMAK
25.10.2016

“Bir akşamüstüdür şarabi”

Kızılay Meydanı artık halkın meydanı olmaktan çoktan çıktı. Bana sadece ‘Gezi Direnişi’ sırasında öldürülen Ethem Sarısülük’ü çağrıştırıyor. Koskoca meydan koca bir acının adı oldu. Sonrası patlayan bombalar kısacası artık tadı kalmadı. Kızılay Meydanı halkın nabzının attığı değil sadece koşuşturduğu kavşak oldu.

Dünyanın hangi şehrine gitsem o şehrin yazarının, şairinin sokaklarında dolaşmak; onunla o iklimi, o ruhu yaşamak, o mekânda oturup ortamı saatlerce gözlerimle taramak, geleni gideni izlemek, biriktirip yaşama akmak isterim. Bilirim ki, şairlerin yazdıklarında yaşadığı coğrafyanın, şehrin ruhu vardır.

12 Eylül’ün karanlık günlerinde bazı dostlarla buluşur edebiyat ağırlıklı söyleşiler gerçekleştirirdik. Geçenlerde dostum sanatçı Rahmi Saltuk o günleri yazmamı istedi. Anılarımızın geçtiği mekânları anımsadım. Anılarımız tazeliğini korusa da gittiğimiz mekânlar artık yok olmuştu. Kent kültürü olmayan belediye başkanı, anıların mekânlarını, kentin simgelerini bir bir yok etti.

Ankara buluşmalarımızda akşamın onur konuğu Ahmed Arif’ti. Onu dinlemek doyulmazdı. Dicle sakinliğinde akıyordu sözleri, dizeleri, o naif esprileri ve insana takılmaları. “Yaşar, Çankaya’da oturur ama kökü Altındağ’dadır.”

Şairle gezmek şiirini yazdığı Karanfil sokakta başlamak gibi…

Karanfil sokağında bir camlı bahçe
Camlı bahçe içre bir çini saksı
Bir dal süzülür mavide
Al - al bir yangın şarkısı,
Bakmayın saksıda boy verdiğine
Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

Karanfil Sokak’ta o yılların ruhunu, iklimini korumaya çalışan kent tutkunları, sanatseverler ve üniversiteli gençlerdir. Kaç genç Ankara’ya gelir gelmez soluğu Karanfil Sokak’ta alır. Şiirden ötürüdür adının zihinlere mıh gibi çakılması... Kaç genç sevdalandığını anlatır bu sokakta; Dost Kitabevi olmasın bu sevdaların mekânı soluk aldıranı, insanı başka dünyalara yolculuğa çıkaranı…

Karanfil Sokak’tan, Tunus Caddesi’ne sensiz yürüyorum. ODTÜ’lü gençlerin otobüslerini görünce bu kente sevdamın tümcelerinden birini anımsıyorum. Ankara’m, seni en çok da üniversitenin duvarında ‘DEVRİM’ yazdığı için seviyorum. Tunalı Hilmi Caddesi’ne yol alırken; Cumhuriyet kadroları yaptıklarıyla benimle yürüyor. Şairlerin Başkent Ankara’ya şiirlerinde ne kadar cömert davrandığını biliyorum.

Ahmed Arif’in şiirlerindeki derelerin semt adı olarak kalışı içimi acıtıyor. Oysa bir su kanalının kente kattıklarını Avrupa şehirlerinde görüyorum.

Büyük usta Ankara ne kadar kötü yönetilirse yönetilsin onun bağımsızlık ruhu var. Mücadelenin adı o… Şiirleriniz, öyküleriniz, anılarınız var. Sizin gibi büyük ustaların izleri, ruhları geride bıraktıkları var. Size müjdem var oğlunuz Filinta Önal’ın yaptığı Can Yücel büstü, Çankaya’da Can Yücel parkını taçlandırıyor…

Ankara direniyor…


Yaşar Seyman
yasarseyman@gmail.com

Ankara,  16 Ekim 2016
Paylaş
  • bumcombe