Yazılarım
Bilim Işığını Emekçilerden Esirgemez
17.07.2013

Alpaslan Işıklı’nın ardından…

BİLİM IŞIĞINI EMEKÇİLERDEN ESİRGEMEZ

Bugün 12 Eylül 2008

28 yıl önce bugün yapılan 12 Eylül darbesinin yıldönümü…

12 Eylül’ün görevine son verdiği bir bilim insanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı içinhazırlanan armağan kitaba istenen yazıyı bugün yazıyorum. Ne ilginç bir rastlantı değil mi?

Sayın Alpaslan Işıklı ile Siyasal Bilgiler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı iken tanıştık. Sonra Banka – Sigorta İşçileri sendikası kısa adı BASİSEN’in eğitimleri ile tanışıklığımız dostluğa dönüştü…

Alpaslan Hoca, her yıl yılsonunda derslerine rahmetli Prof. Dr. Cahit Talas’la beni çağırır öğrencilerle buluştururdu. Bir defasında Ankara Selanik Caddesi’ndeki Mülkiyeliler Birliği bahçesinde buluştuk. Daha sonra SBF’deki derslere çağrıaldığımda hep sevgiyle koştum. Öğrencilere Türkiye sendikal yaşamını anlatırken; hocamda tebessümlü bir ifadeyle bizi izliyordu.

O ışığını işçi sınıfı üzerine düşürmeyi seçenlerden. Bunun bilinçli bir seçim olduğunu yıllar kanıtlıyor.

Sayın Alpaslan Işıklı, bilim dünyasına adım attığı günden başlayarak sendikal dünya ve işçi sınıfıyla buluşmuştur. 12 Eylül sonrası sıkıyönetimce görevine son verilen onurlu bilim insanlarından biridir.

Bugün işçi sınıfının seçtiği birçok işçi önderinin hocasıdır. Abdullah Baştürk’ten, Halil Tunç’a birçok sendikacının ve benim hocamdır. O, bilimin ışığını saçarken; onurlu, kararlı ve taraflıdır. Ödünsüzdür. Ülkenin çağrı aldığı her kentine, beldesine, amacı doğrultusunda koşup düşüncelerini kitlelerle paylaşandır.

12 Mart 1972 askeri darbesinin karanlık günlerinde doçentlik tezini

“Sendikacılık ve Siyaset” konusunda yazarak birçok siyasetçinin siyasi yol haritasına katkıda bulunmuştur.

12 Eylülde seçimini işçi sınıfından yana yaptığı için sıkıyönetimce görevine son verilmiştir. Birçok bilim adamı, darbe yapan generallerin danışmanı olmak için koştuğu günlerde o, işçi sınıfından, eğitimlerinden ve bazı sendikalardaki danışmanlık işlevinden vazgeçmemiştir. Haksız yere alındığı görevine yine mücadele ederek dönmüştür.

Örgütlülüğü savunmakla yetinmeyip  Tüm Öğretim Üyeleri Derneği

( TÜMÖD)  Genel başkanıdır. Kısacası o soyadındaki ışığı emekçilerden, örgütlenmek isteyenlerden esirgememiştir.    

Son yıllarını “Özelleştirme” doldurmuştur. Konferanslar, yazılar, panellerle yetinmeyip kitaplar yazmıştır. Bu alanda da özelleştirmenin acısını çekenlerin yanında yer almıştır. Aynı zamanda hocamın okuruyum ve kitaplarıyla çoğalırım.

Bildiğiniz gibi çalışma dünyası geniş ve zengindir. Tarafları vardır. Sayın Alpaslan Işıklı’nın tarafı emekçilerdir. Bunu kalemi yazar, dili söyler. Güzel mi güzel yazar ve söyler…

Bir kadın hakları savunucusu olarak bu başarı da eşi Zerrin Işıklı’nın katkılarının büyük olduğunu söylemek isterim.

Hocam aynı zamanda çok esprilidir.

“ Sayın Seyman, artık ses duvarını aştınız” dediği günden beri yüklediği sorumluluğun bilincini taşımaya özen gösteriyorum.

İşçi sınıfına uzak olan bilim dünyasını, bilimsel çalışmaları, özeni ile yakınlaştıran Işıklı, zor ama çağdaş bir adımın öncülerindendir…

YAŞAR SEYMAN

Paylaş
  • bumcombe