Yazılarım
Halepçe'den.. Suriye kimyasal saldırısına Halepçe Lorisi
22.08.2013

BirGün Gazetesi / 1 Ocak 2007

Bizim kuşağın belleğine kazılmış, yüreğine işlenmiş tarihler vardır.
Onlardan biri de 16 Mart 1988 Halepçe'dir...
O gün, anneler, çocuklarına ninni bile söyleyemedi...

HALEPÇE LORİSİ
'LORİ, LORANDİN, LORİNA MİRİYAN,

Ne Hiroşima'daki yedi yaşındaki kızın,
Ne de Halepçe'deki yedi günlük bebeğin kaderi değil,
İktidarlarını sürdürmek isteyen diktatörlerin zulmü bu...
Hiroşima ve Halepçe
Dilim varmıyor ama hain bir tuzakla' H' harfinde buluşurlar.
Halkların kaderi hoş buluşmaz.
Halepçe'yi vuran Hardal ve Saddam Sarini
Sermayedarların iktidar ve saltanat sancısı
Hiroşima ve Halepçe'ye bombalar attırır.
Onlar kim mi?
Onlar aynı düşünce ve aynı eller...
Hardal ve sarin gaz bombaları sonunda
Yerde yatan cansız bedenler aklı savurur,
Yürek kavrulur...
Yedi bin Kürt yaralı,
Beş bin Kürt yaşamını yitirir.
Halepçe sanki
Haritadan silinir...
Bir bahar günü dağ taş, kurt kuş
Bu acıya yanar.
Hardal ve Sarin bombaları yağar halkın üstüne;
Yanar kavrulur doğa.
Süleymaniye'nin Şehrezur bölgesindeki Ha-lepçe'den,
Kaçanlar ardına bakamaz...
Analar, çocuklarına ' De lori' söyleyemez.
Binlerce insan derelere, dağlara sığınır.
Acıya gebe ilkel toplum zalimi
Çift acı gibi, çift bombalarla halkı vurur...
Dağ taş, kurt kuş bu şivana yanamaz.
Her şey yanar yanar kül olur...
Yanar ha yanar hardaldan
Sızım sızım sızlar,
Sinsice sızan sarinden...
Bir nefes, bir ses, bir el arar binlerce insan.
Devri dönesice dünya sessiz kalır.
Halepçe'nin yüreklerdeki sızısına...
Can yanar, canan yanar, doğa yanar.
Halepçe'ye atılan bombalar
Kürtlerin,
İnsan olma, ulus olma, özgür dünya istemine karşıdır.
Halepçe'yi vuran bombalar insanlığın gelecek fotoğrafını sunar.
Yedi kızdan sonra bir oğul sahibi olan Ali Haver,
Bir aylık oğluyla can veren babanın fotoğraf karesi,
'Sessiz Tanık' TIME kapak olmakla kalmaz,
Tek başına o katliamın tanığı;
Saddam'ın cezalandırılmasının belgesi olur...
Yıllar geçse de gazeteci Ramazan Öztürk'ün, o fotoğraf karesi
Akıllarda silinmez...
Diktatörlerin gerçek yüzünü gösterir.
Halepçe'nin şindanini, şingirtine dönüşür.
Ses olur.
Sel olur.
Savaşın süngüsünde iktidar olur.
Aynı güçlerin sunduğu iktidar, sızıları saramaz.
Yaşamlar yıllar önce sönmüştür.
Şehir yitiktir,
Yurt acılı,
Sevda vurulmuş,
Akıl sürgün,
Umut gölgeli,
Özgür dünya özlemi yaralı...
Gaz bombalarına sessiz kalan dünya
Sesli tarih olan ağıtlara kulak verir mi ?
Gün olur devran döner.
Sarin bombası atan Saddam sanık sandalyesinde...
Bir Kürt lider, onun koltuğunda oturur.
Yine de acılar dinmez.
Binlerce ölü, binlerce sakat, binlerce yaralı beden...
Baharı bekleyen insanlar,
Hardal solur, çiçek yerine
Vahşetin tarihi yazılır
Canlılar cansız kalır
Ölüm utanır Halepçe'de
16 Mart Halepçe'dir...
Sular çağlar, dağlar ağlar,
Şivan'ın Halepçe'si yürek dağlar.
On sekiz yıl geçse de;
Ağıtlar hala Halepçe'yi söyler...

16 Mart 2006

Halepçe tanıklarını dinledim, okudum, ağıtlarına ağladım. Artık katliamlar yerine gelecekte barış adına bir ses yükselmeli ve dünyayı sarmalı, ağıt yerine umut türküleri dinlemeli diye Halepçe Lorisi yazdım...

YENİ HALEPÇELER OLMASIN!

YAŞAR SEYMAN
Paylaş
  • bumcombe