Yazılarım
SURİYELİ ÇOCUKLAR
04.09.2013
Suriyeli göçmen çocuklar…
Yazgıları iç savaş sonrası yersiz yurtsuz kaldılar.
Ülke toprakları sanki onlara haram, zülmden kaçıyorlar...
Günlerdir izliyorum, gözlüyorum, okuyorum, yaşıyorum; kısacası Suriyeli çocuklar aklımdan çıkmıyor.
Vicdanı körelmemiş kimin aklından çıkıyor ki?
“ İhtiras kördür” sözünden yola çıkarsak; ihtirasları gözlerini karartanların açtığı savaştır çocukları bu duruma düşüren.

Suriyeli Çocukların Dramı gözler önünde yaşanıyor.

Suriye’deki savaş üçüncü yılına girerken, mülteci olarak ülkelerinden kaçmak zorunda kalan Suriyeli çocuk sayısı bir milyona ulaşıyor.
 
UNICEF İcra Direktörü Anthony Lake açıklamasında, bir milyonuncu mülteci çocuğun sadece bir rakamdan ibaret olmadığını vurgulayarak, “Bir milyonuncu mülteci çocuk yalnızca bir rakam değil. Bu çocuk evinden, hatta belki ailesinden kopartılmış, bizim yeni yeni algılamaya başladığımız korkularla yüz yüze gelmiş, gerçek bir çocuk” dedi. Herkesin elini vicdanına koyup kendisine sorması gerektiğini belirten Lake açıklamasında şunları kaydetti:
“Hepimiz bu utancı paylaşmalıyız. Çünkü bizler krizden etkilenenlerin acılarını hafifletmeye çalışırken, küresel toplum bu çocuğa olan sorumluluğunu yerine getiremiyor. Durup, elimizi vicdanımıza koyup kendimize bir sormalıyız, nasıl Suriyeli çocukları yüz üstü bırakmayı hala sürdürüyoruz?”
 
Yine UNICEF Direktör Yardımcısı Yoka Brandt, sorunların Suriye sınırlarının ötesine taştığı uyarısında bulunuyor: “Bu çocuklar korunamıyor: Cinsel istismara, çocuk yaşta çalıştırılmaya, erken yaşta evlendirilmeye maruz kalıyorlar. Gelecekleri çalınıyor.”
 
Kimi okusanız, dinleseniz çocuklar ruhen çökmüşler…
 
Televizyonda Türkiye’ye gelen mülteci kampındaki çocuklar kuşkusuz nerede olursa olsunlar; çocukluklarını yaşıyorlar. Oyun alanında bile yakalayıp mikrofonu uzattığınızda ansızın yüzüne çöken hüzün, izleyenlerin yüreğini dağlıyor.
 
“ Köyümü, mahallemi, okulumu, arkadaşlarımı en çokta evimi özledim. Savaş bitse de gitsek”diyor.
 
Kuşkusuz insanlık tarihi boyunca yaşanan göçlerde kadınlar ve çocuklar en büyük dramı yaşıyorlar. İç savaş, dış savaş adı ne olursa olsun savaşın en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar.
 
Ülkeleri yöneten sevgisiz insanların neden oldukları savaşlar sonunda çocuklar ailelerini yitiriyorlar. Ya da ailelerden ayrı yaşıyorlar. Güvensiz ortamlarda bomba sesleri ile uyanıyorlar. Ansızın dokunun, soru sorun kurşun bakışlı çocuklara dönüşüyorlar.Oysa onlar dünyanın her yerinde ülkesinin yarınları olan çocuklar.
 
Biliriz ki, çocukların soruları bitmez, tükenmez.
Oysa göçmen çocuklar en çok sorulan ‘Neden?’ sorusunu bile soramıyorlar.
Kısacası savaşın içindeki çocuklar; yarınların yarınsız kalan çocukları olarak, sevgiden, şefkatten, ilgiden, belki de sıcacık bir yataktan ve çorbadan yoksun yaşıyorlar…
 
Suriyeli şair Nizar Kabbani’nin Filistinli çocuklar için yazdığı “Tek Yol” şiirisanki bugünkü Suriyeli çocukları anlatıyor:
 
“Tam yirmi yıldır
Bir vatan
Ve bir kimlik arıyorum
Oradaki evimi  
Ve dikenli tellerle kuşatılmış yurdumu
Çocukluğumu arıyorum
Mahalle arkadaşlarımı
Resimlerimi kitaplarımı
Her sıcak köşeyi
Her tatlı anıyı “
 
Onlara bu dünyayı zindan edenler, mutlu musunuz?
 
YAŞAR SEYMAN
yasarseyman@gmail.com

 

Paylaş
  • bumcombe