Yazılarım
BERKİN’İN TÜRKÜSÜ
29.03.2014
Bahar isyancıdır…
Şairleri, ozanları, ressamları, yazarları isyana çağırır.
Kaç şair, kaç bahar şiiriyle gönülleri coşturur.
Kaç ressamın tuvaline çiçek açmış erik ağaçları yansır.
Kaç yazar, romanının ilk cümlesini, öyküsünün kurgusunu,
şiirinin dizesini bulur.

Yazarlar baharla çiçeklenir...

Ahmed Arif, bahar çiçekleri gibi patlatır dizeleri:

“Akşam erken iniyor mahpushaneye. /Ve dışarda delikanlı bir bahar,/Seviyorum seni,/Çıldırasıya...” diye yazmakla kalmaz; “Haberin var mı taş duvar? 
Demir kapı, kör pencere, /Yastığım, ranzam, zincirim,/Uğrunda ölümlere gidip geldiğim/ 
Zulamdaki mahzun resim./Görüşmecim yeşil soğan göndermiş/Karanfil kokuyor cigaram 
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..”

Ve büyük usta Can Yücel, “Gitmek” şiirinde: “Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba./Ben her bahar aşık olmam ama/Her bahar gitmek isterim./Gittiğim olmadı hiç,/Ama olsun… İstemek de güzel.” Der.

Ben her bahar aşık olanlardanım..
Doğayla tazelenirim..
Çiçek açan ağaçlar gibi hafif meyveye dururum.
Kimi kuşlar gibi uçuşur, kimi kuşlar gibi göçe hazırlanırım…
Evimde, işyerimde, çevremde, gönlümde bahar temizliğine başlarım.
Kırılan dökülen her şeyi silmeye kıyamam yeniden sevgiyle onarırım.
Dünyanın sesi olan sosyal medya sitelerinde dolaşırım.
Yeni sitelerle tanış olurum.
Eşitlik, özgürlük, kardeşlik sloganının güçlenmesine çabalarım.
Demokrasi her zaman su gibi ekmek gibi gündemimdedir.
Şairlerin şiir kitapları her zaman başucumda, masamda, çantamda olur.
Kimi baharda çiçeklenen gönlünün sesini dizelere döker:

Ataol Behramoğlu, ‘Bahar Şiiri’nde neler söylüyor:

Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan/Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın/Baharın gençliğin ve aşkın/Türküsünü söyleyelim bir ağızdan” diye yol gösterir.

Yılmaz Erdoğan, “Bu bahar aşka hazır” şiirini şöyle noktalıyor: “Hazır bu bahar/Akılsız! Bir yeşermenin şahane hasadına /Hazır nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya..../Unutma baharda çiçek olan/Meyvedir yaza.... /Bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği /Her dem taze kalsa...”


2014 baharını yerel seçimler vurdu.. Korku imparatorluğu, mavi kuşun uçuşunu bile yasakladı.. Kirlenmiş siyasi söylem, çürümüş yapılar, umudu gölgelemiş bir seçim atmosferi.. En acısı da yerel seçimin konuşulmadığı bir seçim yaşamak.. Meydanları fırtınalayan seçim iklimi umarız kirlenmişliği savurur, götürür. Ozanın dediği gibi, bu kez şakadan değil, çiçekler sahiden umuda açar. Çok şükür, ilk ay heba olsa da iki ayı kurtarmanın coşkusu, sevinci yürekleri baharlar...

Bu bahar toprağa düşen Berkin Elvan hiç aklımdan çıkmıyor.

Ahmet Kutsi Tecer’in “ Yummayın Kirpiklerini” şiirinden bestelenen türküyü dinliyorum.. Babası Sami Elvan, CNN’de, ‘Aykırı Sorular’da “Oğlum şimdi üşüyor” demişti. Bu söz yüreğimi parçaladı. Şair, yıllar önce başka bir üşüyen için yazsa da bu türkü artık Berkin’dir. Hangi ses söylerse, söylesin sanki Berkin için söylüyor:

“Bilmem ki adını onun kim saklar
Şimdiden uyutmuş onu kucaklar
Besbelli üşütür soğuk topraklar
Soymayın soymayın giydiklerini.”

Yaşar Seyman

Paylaş
  • bumcombe