Yazılarım
SANAT ve SİYASET
01.09.2014

SANAT VE SİYASET

Sanatın gücünden yararlanmayan siyasetçiler…

Ülkemiz siyasetçilerini izlediğimizde sanattan ne denli uzak olduklarına tanık oluyoruz. Oysa güven duyulmayan siyaset kurumu ve siyasetçinin saygın konumunu nasıl kazanacağını çoğu kez düşünürüm. Sanatın özgün kültürel etkinliği ve ışığıyla karanlıktan çıkılır. Bir de “ Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı katlanılmaz kılardı dünyayı.” diyor, BERNARD SHAW.

Siyaset ve sanatın ortak noktası insana, insanlığa hizmettir. Sanatın her dalının okulu vardır. Çünkü sanat dalları aynı zamanda toplumun iletişim alanlarıdır. Oysa siyasetin okulu yoktur. Siyasetin okulu partidir. Siyasette ödün vermek, başkalarının sözcüsü olmak da vardır. Sanatta bu kavramlar çok önemsenmez. Siyasetçinin tabuları olabilir. Sanatçı, tabuları yıkan, yerine yeniyi koyandır. Örneğin siyasetçi gelenekleri savunur, sanatçı gelenekleri değiştireceğini haykırır.

Çağdaş bir siyasetçi sanatı önemser. Çünkü sanat soran, sorgulayan, değiştiren ve özünde muhalefeti hep koruyandır. Sanatın katkısı, muhalif özü onu sürekli dinamik, dingin ve geliştirici yapar. Siyasetçi bunları izler, güzel alır ve uygulamaya koyar.

Siyasetçilerimiz 140 sözcükle konuşmayı aşmak için durmadan okumalılar. İnanın bir kitap bitirdiğimde kendimi dünyanın en güzel kadın görüyorum. Özgüvenim ayaklarımı yerden kesiyor. Biten kitap sonunda çoğalıyorum…

Bakın Mevlana; düşünme ve yaratma özgürlüklerimize yasak koymayı hukukun üstünlüğü ilkesiyle çelişir göremeyenlerimize, şu dizeleriyle seslenir.

“Bu aklı terk et de, hakiki akla ulaş... Bu kulağı tıka da, hakiki kulak kesil. Hayır... Söyleyeceğim, çünkü henüz hamsın sen... Daha bahardasın. Temmuz’u görmedin bile.” Mustafa Kemal Atatürk, sanatçıyı hep önemser.  Sanata ve sanatçıya karşı özenlidir. Sanatın gücünü bilir. Çünkü sanat kalıcıdır. Evrenseli yakalayandır.

9. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon PEREZ, siyasi kimliği yanında yazan biri olmasaydı acaba barıştan söz edebilir miydi? ‘Nobel Barış Ödülü’ alan Perez: “Ben yalnız tarihi anlamaya çalıştım. Her insan başlı başına ayrı bir uygarlıktır. Geleceğin silahı beyindir.”

Siyasetçinin kuru, katı, yaratıdan uzak, acımasız yaşamını sanat zenginleştirir. Sanat her insanı çoğaltır. Sanatçı ülkenin zenginliğidir. Siyasetçinin bırakacağı kültürel birikimin kaynağı da sanattır.

Ülkemiz siyasetçileri giderek sanattan uzaklaşan, sanatçıdan korkan tipler görünümü çiziyorlar. Oysa sanat siyaseti besler. Yine Bernard Shaw’a kulak verelim. Bakın ne diyor: “Bütün büyük edebiyat ve sanat yapıtları bir propagandadır.” Siyasetçi, sanatı, sanatçıyı koruma kollama sorumluluğu duymalı ve bunu yaşam biçimine dönüştürmelidir.

Sanatın gücünden yararlanan ülkeler en zor olayların çözümünde büyük başarılar kazanırlar. Sanat kaygısı taşıyan yapıtlar yaşamla buluşur ve insanların gelişimine büyük katkı sağlar.

Günümüz siyasetçileri güzelliklerden adeta çirkinlikler yaratıyorlar. Oysa siyaset sadece insan yönetme sanatı değil, çirkinlikleri güzelleştirme sanatı olmalıdır. Düşünür, “ Sanatı baskı altında tutma girişimleri başarılı olamaz hiçbir zaman: Ne kadar bastırabilirsiniz oksijeni? Diyor.

Sanat ve siyaset iki ayrı “S” lerdir. Sanatın “S” si güçlüdür. Siyaset güvensizlik ve kirlilik kokan “S” sini sanatla güçlendirmeli ve soluklandırmalıdır. Unutmamalı ki; sanata önem veren siyasi liderlerin yaşamları da birer sanat yapıtıdıR.

 

YAŞAR SEYMAN

yasarseyman@gmail.com

Paylaş
  • bumcombe