Yazılarım
BİR DİPLOMATIN ANKARA’SI
14.10.2014

Ankara buluşmalarında iki edebiyat tutkunu kadın…

Diplomat dostum Dobromira Kirova ile Ankara buluşmalarımızın birinde yaşadığımız Ankara’yı ve Türkiye’yi konuştuk.

Mira diye seslendiğim dostum, Sofya Üniversitesi’nde Siyaset bilimi ve Türkoloji mezunu.  13 yıl uluslararası işbirliği ve diplomasi alanlarında çalışmış. Dışişleri Bakanlığı’nda önce Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’ Bulgaristan Başkanlığı’na katkıda bulunmuş. O yıllarda sıkça geldiği İstanbul’u ve Türkiye’yi çok iyi tanımış.

Türkiye ile ikili ilişkilerden sorumlu olarak Ankara’ya birkaç kez gelmiş.

“2012 yılında 40 gün süren Ankara'da uluslararası diplomatik kursa katıldım. Ankara başka başkentlerden farklıdır. Şehirde çok ilginç yer olmadığını gördüm. Yaz iklimi, dostça bir atmosfer ve organizatörlerin olağanüstü çabaları ile hoş bir dönem yaşadım.” Geçen yıllarda Türkiye’de çok gezdim. Karadenizliyim, denizi çok seviyorum. İstanbul ve yakınındaki küçük deniz şehirlerini, Çanakkale ve İzmir’i çok beğeniyorum. Edirne, Kapadokya, Mardin, Midyat, Hasankeyf’i çok güzel buluyorum.  Konya’yı ve Mevlana’yı çok severim. Onun bir şiirinde Bulgaristan da var:

“Ben ne Hristiyan, ne Yahudi, ne Zerdüşt, ne de Müslümanım,

Ne doğudan, ne batıdan, ne karadan, ne denizden…

Ne Hintliyim, ne Çinli, ne Bulgar, ne de Saksonum,

Ne Irak krallığı, ne de Horasan ülkesinden,

Ne bu dünyadan, ne öte dünyadan, ne cennet, ne de cehennemdenim…”


2013 Haziran’ın son günlerinde Bulgaristan Büyükelçiliği’nde çalışmaya başladım. Siyaset işlerinden sorumlu 3. Kâtibim. Bulgaristan'ın başkenti Sofya ile bazı karşılaştırmalar yapabilirim. İki başkent kardeş şehirler. İki başkent, kültürel, ekonomik, politik yönleriyle kendi bölgelerinde stratejik bir konuma sahiptir. İki başkentin iklimi de aynı.

Sofya en eski Avrupa şehirlerinden biri… Üç dinin tapınakları, şehir merkezinde aynı meydanda hoşgörü üçgeni tarif ederler. Ankara'nın ruhu yok görünüyor, şehir tarihini ve kültürünü koruyamamış. Yeni inşaat projelerinin, Ankara’nın görünümünü değiştireceğini düşünüyorum.

Dobromira Kirova ile bir öğlen sonrası Eymir Gölü’ne gittik. Mira’yla buluşmalarımızda kültürel etkinliklere koşuyor, kadın hakları, sanat ve dünya kentlerini konuşuyoruz. Mira, eksiklerine karşın Ankara’yı beğeniyor.

“Anadolu Medeniyetleri Müzesi, kale yakınlarında bir vaha gibidir, taze hava ve eski uygarlıkları hissettiren nefis bir yerdir.

Anıtkabir, kentte milletin ve Cumhuriyet’in ruhunu korumuş en önemli sembolü olarak sürüyor. Ayrıca kentte Parlamento, “Ankara Palas” ve eski Parlamento tarihi binaları özenle korunması gereken yapılardır.

Çoğu yabancı diplomatlar, turistler gibi, “Tunus”, “Arjantin”, “Filistin”, “Tunalı”, “Uğur Mumcu” bulvarlarında bulunan restoranları,  Kuğulu Parkı’nda oturup nefes almayı, sessiz sokaklarda bir kafede çay içmeyi çok severim. Gençlik Parkı’nda eğlenerek genç hissediyorum.

Ankaralı ve yabancı arkadaşlarım, pozitif enerji ile beni doldurur. Galerileri ve kitapçıları gezerim, sanatçılar, yazarlar, müzisyenlerle görüşmelerim çok hoş geçer. Türkiye'de kaldığım için klasik ve modern Türk edebiyatını özenle izliyorum. Son yıllarda Selim Ileri, Buket Uzuner, Refik Halid Karay ve tanınmış Türk yazarlarının romanlarını çevirdim. Yeni yazarların yapıtlarını çevirmeyi sürdürüyorum.

Her diplomatın biyografisinde; Ankara en önemli başkentlerden biridir. Türkiye’de farklı ruhu olan şehirlerle yaşam asla sıkıcı olamaz. Şehirlerin çeşitli tarihi ve kültürel farklılıkları ülkenin asıl zenginliği oluyor…

Mira da birçok insan gibi Ankara’da güzel insan yüzleri var demek istedi. 


YAŞAR SEYMAN

yasarseyman@gmail.com

Paylaş
  • bumcombe