Yazılarım
SEN UYURKEN...
09.02.2015
Yaşar Kemal, sen hastanede uyurken; aklımdasın. Aklımızdasın…
Yangın Yeriydi Yurdum kitabımda seni Çankaya Köşk’ünde ödül alırken yazdım.

ERKEK “YAŞAR”LARDAN BİR TEK SENİ SEVDİM

Bu ülkede erkek “Yaşar”lar koca koca tepelere geldiler... Devletin tepelerine emeğin bakanı, dış politikanın ekselansı, askerin paşası oldular. Hepsini izledim ama ben erkek “Yaşar”lardan bir tek seni sevdim...

İki sözün kulağımda küpedir:
Beni, Adana’nın Seyhan nehrine benzeterek ödüllendirdin ve uyardın: “Seyhan, ne çok üç nokta kullanıyorsun.” Bir de: “O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.”

Koca Çınar, Homeros’u, Dede Korkut’u, pirleri, eşkıyaları, kısacası Anadolu’nun çok sesli korosunun sesi olan seni sevdim.

Türk, Kürt, Çerkez, Ermeni tüm halklar kaleminde çiçek açtı. Hiç solmadılar. Hangi çiçek sevgiyle seslenişe, verilen suya, ekilen toprağa yüz çevirir ki?

Ağıtlara ana, doğaya baba, kadınlarına yar, sessizlere ses, dilsizlere dil oldun...

O köşke çok erkek “Yaşar” çıktı, en çok sen yakıştın. Öyle içten, öyle doğal, öyle yiğittin ki, oraya çıkan erkek “Yaşar”lardan inan bir tek seni sevdim...

SEN UYURKEN...

Bir akşam bir düğüne gittik...

Uğruna mücadeleyi bir an bile bırakmadığımız halktan insanların mutluluğuna tanık olmak, sevinçlerini paylaşmak istedik. Düğününü gözlemliyorum. Konuklara koşmalarını görüyorum. Geçen yıllara karşın; değişen bir şey yok. Yıllarca bu halk değişsin diye öyle süreçler yaşadık ki; anımsamak bile yüreğimiz burkuyor. Yaşanmışlıklara tanıklıklarımızı anlattık, yazdık, tiyatro oyunları, sinema filmleri oldu.

Birikimlerimi bir yana bırakıp; daha halktan daha sokakla yaşayan kardeşime sorular soruyorum:  Hasancım, düğünün kapısından bir yazar, bir insan hakları savunucusu, bir sanatçı görünse;  ona mı, yoksa siyasilere mi koşarlar? Kardeşim gülerek; “Elbette bir milletvekiline, bir Belediye Başkanı'na koşarlar.” diyor.

Yüreğime bir avuç cam kırığı doluyor sanki.
“Belediye başkanına koşarlar.”

Biliyorum; milyonlarca işsiz var. Başkent Ankara artık yoksulluğun da başkenti... Yine de onları yazan, çizen, sorunlarını gündeme taşıyan toplumun aydınlık yüzlerine, güzel örneklerine koşsalar, sevgileriyle onları bilese, besleseler olmaz mı? 

Kendileri için çırpınan, maden kazasında acılı annelerin yanında olan, mahkeme kapılarında tartaklanan, onlar için haykıran milletvekiline bile koşmak yerine  iktidar milletvekiline koşuyorlar.

Bal verenlere koşuyorlar.
Mal verenlere koşuyorlar.
Onlar için ölenleri unutuyorlar.
Hapishanelerde yaşam tüketenleri unutuyorlar.
Güce koşuyorlar.
Buna günümüz dünyasında özgüven eksikliği deniyor.

Öyle olmasa Hakkari’den, Mardin’den kız çocuklarını okutmak için getiren, bir dolu bedel ödeyen, hasta günlerinde bile huzuru bozulan, Türkan Saylan’a koşar ve unutmazlar.

Gidenlerin ardından yakılan ağıt hala dillerde;
“Vurulduk eyy halkım unutma bizi”
Sen uyurken…
Yaşam renksiz…
Toplum sevgisiz…

Ülkeyi kin ve nefretle yönetenlerin toplumu getirdiği durum içler acısı. Bu nefretle, sevgisizlikle, ayrıştırmayla genel seçimlere gidiliyor. Şair “Haziran’da ölmek zor.” diyor. Oysa, biz yine yeniden doğmak istiyoruz. Ey halkım özgüvenli ol! Güç sende! Koşulacak güzellik sensin! Gör kendini ve yaratıcı gücünü! Yeniden yaşama asıl. Haziran seçimlerine amaçla, inatla, sevgiyle koş!

Haziran’da doğmak kolay olsun!


Yaşar Seyman
yasarseyman@gmail.com
Paylaş
  • bumcombe