Yazılarım
BİNALİ
21.06.2015

Onun göçü çocuklarını okutmak içindir…

Erzincan şehrinin Tercan ilçesi’ne bağlı Gökdere köyünde bir sabah kara trenle Ankara’ya göçer. İlk kez geldiği Ankara’da akrabalarının oturduğu Altındağ’ın Çalışkanlar Mahallesi'ne yerleşir. Namı-ı diğer Çinçin Bağları adıyla anılan semtin içindeki mahallelerden bir mahalle. Eşkıya ruhunu bu belalı insanların yaşadığı semtte dinginleştirir.

İlkokulun adı da Çalışkanlar İlkokulu’dur.

Oturdukları semtte kızını okula yazdırarak komşulara örnek olur. Kızının mezun olduğu yıl 45 bin nüfuslu Çalışkanlar Mahallesi’ne muhtar seçilir.

Bahçeli evinin balkonunda yaptığı muhtarlık hizmetleri evi siyasilerin, bürokratların, sanatçıların uğrak yeri yapar.

Askerde okuma yazma öğrendiği için ilkokulu bitiren kızı o yaz muhtar babasına önce yardımla başlayan katkısını daha sonra muhtar sekreteri olarak uzun yıllar sürdürür.

Baba kızın el ele omuz omuza çalışması ile Binali tam 21 yıl aralıksız Çalışkanlar Mahallesi muhtarı seçilir. Rakiplerinin verdiği yanıt dilden dile dolaşır. “Rakibimiz bir değil ki iki. Bir Binali Muhtar bir de okulları başarıyla bitiren kızı. Bunlardan seçim almak zor.”

Binali ile kızı artık baba kız ötesi yol arkadaşı, çalışma arkadaşı, sırdaşıdır.

Bir gün okul dönüşü muhtar babası, kızını nasıl savunduğunu anlatır.

“Gel kızım, biraz önce komşumuz Hasan Amca ne dedi biliyor musun?”
“Yoo, bilmiyorum, ne dedi babam?”
"Muhtar, lisenin önünden geçiyordum, baktım kızın erkeklerle yürüyor." 
“Bende, ona dedim ki, okuyan kız mı var ki kızlarla yürüsün?”

Binali’nin kızı inanılmaz mutlu olur. Kendisini ders çalışırken, sokakta oynarken, bisiklete binerken sıkça çağıran “ gel kızım şunu yaz, yine oynarsın” dediğinde kızsa da bu yanıtı bütün kızgınlıklarını alır götürür. Çünkü bilir ki o yıllarda başka babalar o sözü şöyle yanıtlar: “Öyle mi, kızım eve gelsin, ayaklarını kırarım!”

Binali sadece kızını okula göndererek komşulara örnek olmaz. Yoksulların çocuklarını devletin okutmasına destek olur. Mahalleye gelen kaymakamın isteğin nedir sorusuna; “Kaymakam Bey, ilk isteğim okuma yazma kursu açın. Kadınlarımız okuma yazma öğrensin. Ben, çocuklarım okusun diye köyümden göçtüm.” Bu isteğe sevinen Kaymakam, okuma yazma kursu açar.

Binali, okula gönderdiği çocuklarının önüne, oturduğu o gecekondu semtinin arka sokaklarına bakmadan büyük örnekler koyar. Ufku öyle geniş, hedefleri öyle büyüktür ki, çocuklar o hedefleri düşleyemez altında ezilir kalır. Arka sokaktan ön sokağa, caddeye, bulvara, otobana çıkmak kolay mıdır?

Babalar ve kızları, babalar ve oğulları, babalar ve çocukları konusunda her yazar onlarca yazı yazmıştır. Romanlar, şiirler, özlü sözler edebiyat yapıtı olmuş, filmler milyonları etkilemiştir. Tiyatro oyunları klasikler arasına girmiştir. Türküler, ağıtlar dilden dile asırlar boyu akıp gelmiştir.

Binali gibi kızıyla arkadaş olan babalar bu dünyadan mutlu ayrılmıştır. Çocuklarını kız  – erkek diye ayırmadan seven Binali Babam ışıklar içinde yatsın…

Babanın sevdiği, arkadaş olduğu çocukların başarı şansı çok yüksektir.

Onlar, başları dik, özgüvenli, sevmeyi bilen, yaşama gülendir.   

Haftasonu babası bile olsa insanın babasının olması mutluluktur! 

Ülkemizde her geçen gün günsüz babalar çoğalıyor…

Şiddetten ölen kızların, kadınların babaları günsüzdür!

Günlü günsüz tüm babaların, babalar günü kutlu olsun!

 

Yaşar Seyman

yasarseyman@gmail.com
Paylaş
  • bumcombe