Yazılarım
BİR SEVDADIR CUMHURİYET
02.11.2016

Ankara,  1 Kasım 2016

Bu güzel ülkede her gün bir olayla gün doğuyor.

Bir fırtınayı atlatmadan bir başka kasırga ile sarsılıyoruz.

31 Ekim sabahı Cumhuriyet Gazetesi depremi ile sarsıldık.

Cumhuriyet Gazetesi bizim yaşamımızın vazgeçilmezidir.

O bir büyük okuldur ve bizler bu okulun öğrencisiyiz.

Bizim kuşak Cumhuriyet Gazetesi ile biçimlendi. Yıllar önce bir Köy Enstitüsü mezunu öğretmen, bana; “beş yıl Cumhuriyet Gazetesi okuyan üniversite mezunu sayılır”demişti.

Bu söz beni  Cumhuriyet Gazetesi ile tanıştığım yıllara  götürdü.

Okul dönüşü babam yolumu dört gözle bekler, kendisine  Cumhuriyet Gazetesi okumamı isterdi. İkimizle başlayan gazete okuma eylemim giderek muhtarlık balkonunda  adeta kalabalık bir topluluğa dönüşürdü.

İlkokul yıllarında anlamadığım bir dolu sözcüğü Cumhuriyet Gazetesi’nde duydum: Babamın yanıtları yeterli olmayınca sözlüklere başvurdum, sordum, soruşturdum, öğrendim. Cumhuriyet Gazetesi okudukça öğrenme susuzluğum yıllar boyu süregeldi.

Gazetem ile yolculuğum öğrencilik yıllarından sonra iş yaşamında bir tutkuya dönüştü. İş yerine girmeden önce köşebaşındaki gazete bayiine uğrar; gazetemi alır, iş yerime koşardım. Asansörde elimde Cumhuriyet’i gören insanların ilgiyle, sevgiyle bakışlarını, kırık yıllık dost gibi selamlaşmamızı unutamam.    

Yıllar geçtikçe okuru olduğum gazetenin yazarlarıyla tanıştım, bazılarıyla dost oldum. Onlarla yeni güzel insanlar dünyama girdi. Gün geldi okuru olduğum gazeteye arada bir  yazmaya başladım.

Ankara’da öldürülen Uğur Mumcu,  rahmetli Mustafa Ekmekçi ile panellerde buluştuk.  Mahmut Tali Öngören, Yalçın Doğan, Işık Kansu, Erbil Tuşalp, Betül Uncular,  Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay dostum şimdilerde siyasi yol arkadaşım.

İstanbul’daki köşe yazarları ile tanıştım. İlhan Selçuk yıllar sonra ‘Kadın ve Sendika’ kitabıma sunu yazdı.  Hikmet Çetinkaya, Erdal Atabek, Ali Sirmen, Miyase İlknur, Ataol Behramoğlu, Can Dündar’ın hem okuru hem de dostu oldum. Onlarca isimle konuştum, toplumsal eylemlerde buluştum. Cumhuriyet her geçen gün büyüyen ailemiz oldu.

İlk kez Hikmet Çetinkaya’dan Fettullah Gülen ‘FETO’ adını duydum. Köşe yazılarını ve kitaplarını okudum. Bugün ne büyük talihsizlik ki; Hikmet Çetinkaya, ‘Fetö Terör Örgütü’ nedeniyle göz altına alındı. Rahmetli annem yaşasa hem de üç kez ‘Tövbe! Tövbe! Tövbe’ derdi. ‘Allah insanı kuru iftiradan saklasın! ‘diye de son sözünü söylerdi.

Cumhuriyet okulundan mezun biri olarak;  Cumhuriyet Gazetesi yaşam boyu darbelere karşı mücadele etti, bu uğurda büyük bedeller ödedi.

Bizim kuşak Cumhuriyetsiz yaşayamaz!

Bir sevdadır Cumhuriyet!

"Susma sustukça sıra sana gelecek" sloganı hiç bu kadar yaşamsal olmadı!


Yaşar Seyman
yasarseyman@gmail.com

Paylaş
  • bumcombe