KADININ DÖRT VARDİYASI İKİ PATRONU VAR
09.03.2008

DİLEK GEDİK / Akşam Gazetesi

Yaşar Seyman, bankacılık işkolunda faaliyet gösteren Türk-İş’e bağlı BASİSEN’in Ankara Şube ve İç Anadolu Bölge Başkanı. Seyman, Türkiye’nin en büyük konfederasyonu olan Türk-İş’in Genel Kurulu’nda Eğitim Komisyonu Başkanlığı, Türk-İş Divan Başkanı Yardımcılığı, Türk-İş Kadın Kurultayı Divan Başkanlığı da yaptı. Türk-İş’in 55 yıllık tarihinde ilk kez bir kadın sendikacı olarak Yönetim Kurulu üyeliğine aday olan ancak seçilemeyen ve “Bu, yine de yeni bir dönemin açılımı oldu” diyen Seyman ile konuştuk.

20 yıldır iş yaşamında kadınların hakları için mücadele ediyorsunuz. Gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstihdam politikalarında kadınlar hâlâ sessiz yedek. Her türlü ekonomik dalgalanma, küresel gelişme ve sosyal gelişmeler, hep kadınları etkiliyor. Oğlum Fırat bir gün ‘Anne hep aynı şeyleri söylüyorsun televizyonda’ dedi. dedim ki: Oğlum 20 yıldır, kreş sorunu çözümlenmedi, emzirme odaları sorunu çözümlenmedi. Bu sorunlar çözülse yeni şeyler söyleyeceğim.

Peki, kadınların mücadele azmi ne durumda?

Kadınlar artık, yılların birikmiş potansiyelini toplumsal üretime dönüştürüyor. Eskiden doğum iznine genç memurlar ve servis yetkilileri çıkardı. Şimdi ikinci müdürler çıkıyor. Türkiye’deki kariyer yollarındaki barikatlar aşıldığı zaman, inanın kadınlar çok büyük gelişmeler katediyor. Biz banka sektöründe örgütlüyüz. Sektördeki sınavlarda kadınların başarı oranları yüzde 80’in üzerinde. Türkiye’nin her yerine yükselerek gidiyorlar. Artık Hakkari’de de bir kadın müdire görebiliyorsunuz, servis şefi görebiliyorsunuz ama bütün bu başarıya rağmen kadınların çalışma yaşamından koparılması için siyasi iktidar elinden geleni yapıyor.

Bir yandan da bir imam çıkıp 'çalışan kadın aldatır’ diyebiliyor…

Çalışan kadınları, çaktırmadan çalışma yaşamından uzaklaştırmak istiyorlar. Bir ara da şunu çok ısrarla vurguladılar, 'Efendim çalışan kadınların çocukları çok sağlıksızmış.’ Gerçek bunun tam tersi, kendi çocuğumdan ve çalışan arkadaşlarımın çocuklarından biliyorum. Çünkü çalışan kadın zamanı çok güzel kullanmayı biliyor.

Peki, kadınların sendikal çalışmalara ilgisinde bir gelişme oldu mu?

Çalışan kadının 4 vardiyası var. Evi, işi, eşi, çocuğu... Eğer sendikacılık da yaparsa 5. vardiya olacak. Siyasete ilgi duyarsa vardiyaları artacak kadının. Kadının aynı zamanda iki patronu var; biri işyerinde, biri evinde. Baskı da çift! 20 yıl önce sendikacılığa başladığımda sloganımız ‘Örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıralım’ idi, bugün ‘Var olan örgütlülüğü koruyalım’ diyoruz. kadınlarımız inanılmaz dirençli, mücadeleci ve çalışma yaşamında hızla yer alan, kariyer yollarını açan, örgütlerle de hızla buluşan bir noktadalar.

Sendikaların yetkili kurullarında yeterince kadın var mı?

Türk-İş kongresindeki 14 kadın delege bana oy vermemiş olabilir ama bugün Türk-İş’te 1990’lı yıllarda tek delege iken bugün 14 kadınla beraberim. Türk-İş kongrelerinde kadın sesi duyulmuyordu, bu sefer iki kadın konuştuk. Kadınlar adım adım geliyor. Kadın sendikacıların sayısı hızla artıyor.

Sendikal çalışmalarınız sırasında erkeklerden destek gördünüz mü?

Sendikacılar hep kızlarının bana benzemesini istediler ama hiç ‘eşim size benzese’ demediler. Bence kadınları görmeyen, potansiyellerini kavramayan hiçbir siyasi yapı kendisini yarınlara taşıyamaz. Öğrenim düzeyi çok yüksek bir iş kolunda sendikacılık yapıyorum, bu bir avantaj yine de sendikal dünya erkek dünyası. Çok katı kuralları var. Rant olduğu için büyük bir rekabet ve kavga var. kazanmanızın önüne hep barikatlar koyuyorlar ama kazandıktan sonra sizi kabul ediyorlar. Zaman zaman sizi aksesuar olarak kullanmayı da unutmuyorlar. Siyasette olduğu gibi. Türkiye’de kadın sendikacı olmak hep mücadele etmek demek. Dingin, huzurlu bir an yok. Bütün bunlara karşın günlerce yorulursunuz, üzerler sizi ama yine de emekçiler adına bir kazanım sağlamak, bütün yorgunluğunuzu götürebiliyor.

Çalışan kadının hayatı zor

Gerçekten çağdaş bir ülke, işçinin ve kadının yaşamını kolaylaştırır. Avrupa’da yerel yönetimler, sendikalarla işbirliği halinde çalışıyorlar. Kreşler, emzirme odaları açıyorlar. Bizim yerel yönetimlerimiz ise çalışan kadınların hayatlarını kolaylaştırmıyor. Türkiye’de çalışan kadının çocuğunu kreşe göndermesi parasal bir sorun. Ücretlerde de bir takım hak kayıpları söz konusu.

Paylaş
  • bumcombe